Hukukumuzda kimlerin uzlaştırmacı olabileceği 5271 sY.nın 253/9 ve 26/07/2007 gün
ve 26594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununa Göre
Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliği’nin 13-15. maddelerinde düzenlenmiştir
Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde,
Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak avukat
görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından
uzlaştırmacı görevlendirebilir.1 (CMK. 253/9, Ynt. 13)
Uzlaştırmacı olarak atanabilecek kişilerin, baroya kayıtlı avukat olması halinde
herhangi bir ön şart bulunmamaktadır. Anca diğer hukukçuların uzlaştırmacı olarak
atanabilmesi için ağır ceza merkezi Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından belirlenen listeye
kayıtlı olması gerekir.
Zorunluluk hâlinde listeye kayıtlı olmamasına rağmen, bu maddede belirtilen şartları
taşıyan hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından da görevlendirme yapılabilir. (Ynt. 15/11)
Avukat olmayan hukuk öğrenimi görmüş kişilerle ilgili uzlaştırmacı listesi ağır ceza
Cumhuriyet başsavcılıklarınca, her yılın kasım ayı sonuna kadar başvuranlar arasından
oluşturulur. Bu listeye kayıtlı olan uzlaştırmacılar sadece kayıtlı bulundukları il sınırları
içerisinde değil ülke çapında görev alabilirler. Listeye girebilmek içinse hukukçuların;
1. Üniversitelerin hukuk fakültelerinden mezun olması,
2. Siyasal bilgiler, idarî bilimler, iktisat ve maliye alanlarında en az dört yıllık yüksek
öğrenim veren fakültelerden mezun olunmuşsa bu fakültelerin, hukuk veya hukuk bilgisine
programlarında yeterince yer vermiş olması,
3. Hukuk dalında yüksek lisans ya da doktora yapmış bulunması,
4. Baroya kayıtlı avukat olmaması,
5.Taksirli suçlar hariç olmak üzere; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş ve affa uğramış, ertelenmiş ya da
paraya çevrilmiş olsa bile kesinleşmiş bir kararla veya Devletin güvenliğine, anayasal düzene
ve bu düzenin işleyişine, millî savunmaya, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile
yabancı devletlerle olan ilişkilere karşı suçlardan ya da zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık,
yağma, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma,
edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık,
vergi kaçakçılığı, gerçeğe aykırı bilirkişilik yapma, yalan tanıklık ve haksız mal edinme
suçlarından biriyle hükümlü bulunmamsı
6. Disiplin yönünden meslekten ya da memuriyetten çıkarılmamış veya geçici olarak
yasaklanmamış olmaması gerekir.2
Uzlaştırmacı listede bulunsa yada baro tarafından atansa bile, hâkimin davaya
bakamayacağı ile tarafsızlığını şüpheye düşürecek sebeplerden dolayı reddini gerektiren
hâllerin3 bulunması halinde, uzlaştırmacı olarak atanamaz, bu hâllerin varlığı hâlinde uzlaştırmacı durumu Cumhuriyet savcısına bildirmek zorundadır. Bu hallerin varlığına
rağmen uzlaştırmacı atanmışsa tarafların rızasının var olması hali hariç olmak üzere (Ynt.
13/4), kanaatimizce hakim yada Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırmacının görevine son
verilmeli ve yeni bir uzlaştırmacı atanması istenmelidir.
Yönetmeliğin 13/2 maddesinde, “uzlaştırmacı görevlendirilmesinde tarafların üzerinde
anlaştıkları bir avukat ya da hukuk öğrenimi görmüş bir kişi tercih edilebilir.” Şeklinde
hüküm var ise de buradaki “tercih edilebilirin” uzlaşmanın amacına uygun olarak “tercih
edilir olarak” yazılmasının daha uygun olacağı düşüncesindeyiz. Uzlaştırmacıların sayısı,
uyuşmazlığın niteliği göz önünde bulundurularak Cumhuriyet savcısınca tespit edilir.
(Ynt.13/3) Uzlaştırmacının avukat olarak belirlenmesi halinde başvuru üzerine Baro
Başkanlığınca öncelikle uzlaşma konusunda eğitim almış bir avukat görevlendirilir. Avukat
soruşturmanın yapıldığı yer barosuna kayıtlı olmalıdır. Ancak tarafların üzerinde anlaştığı
avukatın soruşturmanın yapıldığı yer barosuna kayıtlı olması gerekmez. Bu hâlde
görevlendirme avukatın bağlı bulunduğu baro tarafından yapılır. (Ynt.14/2)
Zorunluluk hâlinde listeye kayıtlı olmamasına rağmen, bu maddede belirtilen şartları
taşıyan hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından da görevlendirme yapılabilir.
Yönetmeliğin 4/1-ç maddesinde uzlaştırmacının tanımı yapılırken, yargılamayı yapan
hakim ve soruşturmayı yapan Cumhuriyet savcısı dışarıda bırakılmıştır. Ancak CMK.nin
253/9 ile yönetmeliğin 13/1 maddelerindeki “Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin
uzlaşma teklifini kabul etmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi
gerçekleştirebileceği gibi…” şeklinde hüküm bulunduğundan soruşturmayı yapan cumhuriyet
savcısı ile CMK.nin 254. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu
suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü
maddede belirtilen esas ve usûle göre, mahkeme tarafından yapılır” şeklindeki düzenleme
sebebiyle yargılamayı yapan hakiminde uzlaştırmacı rolünü üstlenebileceği açıkça ortadadır.
5560 s.Y ile tarafların uzlaşma teklifini kabul etmeleri halinde soruşturma aşamasında
Cumhuriyet savcısının kovuşturma aşamasında hâkimin uzlaştırmayı gerçekleştirebileceği
belirtilmiştir. Bu uygulama, daha çok geleneksel olarak uzlaştırmanın kullanılmadığı “itham
(iddia) pazarlığı” sürecini ifade eder. İtham pazarlığında sanık, daha hafif bir ceza alma
beklentisiyle, suçu kabul eder veya ithama karsı çıkmaz. Bunun karşılığında savcı bazı
suçlamaları geri çeker, veya hâkime, sanık tarafından kabul edilebilecek özel bir ceza
vermesini önerebilir. Bu usûlde, savcı ve müdafi bizzat müzakere eder ve genellikle bir
uzlaştırmacıya ihtiyaç duyulmaz. Dolayısıyla itham (iddia) pazarlığı, alternatif uyuşmazlık
çözüm yollarından “müzakere” ye benzemektedir. Halbuki, CMK.nin 253. maddesinde kabul
edilen yöntem itham pazarlığı olmayıp, fail-mağdur uzlaştırmasıdır. Bu usûlde fail ile
mağdur, özgür iradeleriyle, tarafsız bir üçüncü kişinin (uzlaştırmacının) yardımıyla
yürütülecek ve suçtan doğan sorunların çözülmesi amacıyla yapılacak bir müzakere sürecine
aktif olarak katılmaktadır. Düzenlemenin geneline bakıldığında her şeyden önce
uzlaştırmacının bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Halbuki Cumhuriyet savcısı işgal ettiği
makam itibariyle taraf konumundadır. Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütüldüğünden,
uzlaştırma sırasında fail samimi davranarak bazı olayları veya suçu ikrar edebilir. Uzlaşmanın
sağlanamaması ve kovuşturma aşamasına geçilmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısının,
huzurunda gerçekleşen kabullerin yada uzlaştırma müzakerelerinde verilen bilgilerin umhuriyet savcısı tarafından kullanılamayacağını söylemek zordur. Ayrıca Cumhuriyet
savcısının uzlaştırma müzakerelerine katılarak şüpheli veya sanığın suça ilişkin açıklama ve
hatta kabullerini öğrenmesi hâlinde, onun lehine delil toplaması, iddia makamı olarak olaya
ışık tutması ve maddî gerçeği yansıtan bir hükmün elbirliğiyle verilmesi için gayret
göstermesi tehlikeye girebilir. Cumhuriyet savcısının uzlaştırma müzakerelerine katılması,
başta fail olmak üzere tarafların, savcının bulunduğu bir ortamda özgür iradeyle
uzlaşmalarını, çeşitli teklifler ileri sürerek açıklamalarda bulunmalarını zorlaştıracaktır.
Cumhuriyet savcısının veya hakimin uzlaşma müzakerelerini bizzat yürütmek yerine bir
uzlaştırmacı ataması hâlinde uzlaştırma, soruşturma veya kovuşturmanın dışında gerçeklesen
bir uyuşmazlık çözüm süreci olacak ancak Cumhuriyet savcısı yada hakim tarafından
uzlaştırma müzakerelerinin yürütülmesi durumda uzlaşma, soruşturma veya kovuşturmanın
dışında bir süreç değil; aksine, devam eden soruşturma veya kovuşturmanın bir parçası
olacaktır. Bütün bu sebeplerle, Cumhuriyet savcısının yada hakimin uzlaştırma
müzakerelerini bizzat yürütmek yerine bir uzlaştırıcı ataması daha uygun olacaktır. Hali
hazırdaki kurallar karşısında ise Cumhuriyet savcısının yönettiği uzlaştırma müzakereleri
sonunda uzlaşma sağlanamazsa, soruşturmayı, uzlaştırma müzakerelerine katılandan farklı bir
Cumhuriyet savcısı yürütmelidir. Aynı şekilde, kovuşturma aşamasında hâkimin
uyuşmazlığın çözümünde uzlaştırmacı olarak görev yapması durumunda cumhuriyet savcısı
için ileri sürülen sakıncalar bu seferde hakim için ortaya çıkacaktır. Bu nedenle Hâkimin
uzlaştırıcı olması ve uzlaştırmanın başarısızlıkla sonuçlanması halinde, davayı aynı hâkim
yürütmemelidir.4 Belirtmek gerekir ki Cumhuriyet savcısının soruşturmaya alternatif yollara
karar vermesi tavsiye edilmişse de müzakereleri bizzat yönetmesi gibi bir usul tavsiyesi
yoktur.5
Böylece Ceza yargılamaları yasası’nın 253. maddesinde ve Yönetmelikte Avrupa
Konseyi Bakanlar Komitesi’nin R (99) 19 sayılı tavsiye kararındaki ilkeler benimsenmiş
ancak savcı yada hakimin uzlaştırmayı gerçekleştirebileceği (uzlaştırmacı olabileceği) kabul
edilerek, uzlaştırma, soruşturma ve kavuşturmanın dışındaki bir süreç olmaktan çıkarılıp,
adeta bu sürecin devamı haline getirilmiştir.
www.uzlasma.adalet.gov.tr/doc/ihtiyac/grprplr/6grupkitap.pdf
Kaynak:www.uzlasma.adalet.gov.tr
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder